Seçimlere dört gün vardı. Kaza haberini o gün akşamüstü almıştım. Seçim telaşındaydık ve bizler o günlerde haberlere dahi bakamıyorduk. Bir dost telefonla arayarak ‘’Muhsin Başkan kaza geçirdi ve kayıp bulunamıyor’’ diyerek bizi haberdar etmişti. Hemen televizyonun başına geçerek olanı biteni anlamaya çalışmış, içime bir sızı, bir korku, düşmüş, her yanımı hüzün sarmıştı bile…
Dakikalar, saatler ilerliyor, çelişkili haberler geliyor, kazanın yeri tespit dahi edilemiyordu. Helikopterde bulunan İHA Muhabirinin, acil servisle telefon görüşmesi televizyonlarda gösteriliyordu... İki gün sonra helikopter enkazına köylüler ulaşıyordu…
Muhsin başkan ve yanındakiler Hakkın Rahmetine kavuşmuşlardı. Muhsin YAZICIOĞLU’ na yıllar var ki hep sempatiyle bakmışızdır. Arkadaşlarımızla yaptığımız siyasi yorumlarda çok zor olduğunu bilsek de MHP’ nin başına, Muhsin Başkan geçebilse baraj sorununun hiçbir zaman olmayacağını, hatta iktidara alternatif olabileceğini konuşurduk. Çünkü halkın gönlüne girebilmiş, her söylediği söze inanılacak derecede halka güven vermiş, mili ve manevi değerlere her zaman sahip çıkmış, içimizden birisi, bizlerin başkanı, abisiydi o… İnanıyorum ki, hayatını adadığı milleti tarafından hemen her kesimce sevilip, saygı duyulmuştu. Hiç bir lider onun kadar her kesim tarafından sevilip saygı duyulmamıştı…
Hatırlıyorum, Hoca Efendiden herkesin kaçtığı, lehte bir çift söz dahi edemediği, birçok kimsenin vefasızlık örneği gösterdiği karanlık günlerde bu yiğit adam ekranlara çıkıyor bir dakika diyerek, Hoca efendiyi aslanlar gibi savunuyordu. Siyasi hayatta partisinin oy oranı düşüktü ama oy oranının çok üzerinde söz sahibiydi. Oy oranın çok üstünde sevgi, saygı duyulan bir Liderdi. Zor zamanlarda yaptığı cesur çıkışlarla olayların yönünü değiştirebilen bir gücü vardı. Onun en önemli özelliği karanlık günlerde, ülkemize korku salındığı günlerde dahi dimdik duruşuydu, hatırlıyorum, darbelerin yoğun tartışıldığı günlerde bir dakika ‘’Milletime doğrultulmuş namluya selam durmam’’ diyordu.
Yıllar önce Manisa da görev yaparken, Kültür merkezinde İl kongresine gitmiştim onu görebilmek için. Bir kaç yıl önce Ankara’da yapılan büyük kongresine sendikacı arkadaşlarla beraber gitmiştik. Kongrede konuşma sonrasında yanına giderek elini öpmeyi arzu etmiş ama nasip olmamıştı elini öpmek… Ne kadarda çok severdik mahallemizin, yiğit oğlanını, yakışıklı oğlanını, kızımızı bir türlü veremediğimiz Ülkücü camianın Muhsin Başkanını… Bir röportajında kendiside ifade ediyordu; ‘’ ben bizim mahallenin yakışıklı oğlanıyım ama kimse kızını bize vermeye yanaşmıyor ‘’diyerek sözü bizim mahallede beni çok severler, sayarlar lakin oylarını vermiyorlar demeye getiriyordu.
Hakkın rahmetine kavuşmadan bir hafta önceki konuşmasında şöyle sesleniyordu; ‘’Şimdi bakın yoldan geldik, yola gideceğiz. Hiç birimizin garantisi yok. Şurada ayakta duranın da, oturanın da garantisi yok. Yani, ruh bir saniyeliktir. Küf dedi mi gitti. Bunun da nerede geleceği, nasıl geleceği, ne şekilde yakalayacağı belli değil. Bir saniyenize bile hakim değilsiniz. Bir saniyesine bile hâkim olamadığınız, hükmedemediğiniz bir hayat için, bir dünya için, bu kadar fırıldak olmanın anlamı yoktur. Düz yaşayacağız, düz duracağız, düz yürüyeceğiz. Dik duracağız, doğru gideceğiz. Allah’ın izniyle hayatım boyunca hep böyle gittim. Allah’ın izniyle, olsak da milletle olacağız. Olmasak da, milletle olmayacağız. Yarın ahirette Allah, bize ‘Niye iktidar olmadın’ diye sormayacak. Sorsa da ‘vermediniz’’diyeceğiz
Vefa dendi mi, cefa dendi mi, çile dendi mi gelir hemen aklıma, dik duruşlu, sözünün eri dürüst, yiğit Anadolu Alpereni… Hep millete dayalı bir milliyetçiliği savundu, hep milletinden yana oldu. Milletine karşı merhametli, babacan, yardımsever, hoşgörülü… Milletin milli manevi değerleriyle uğraşanlara, Ülkemize bölmeye çalışanlara karşı, dikti, sertti, sözünü hiçbir zaman esirgemezdi.
Hâsılı adam gibi adamdı, günümüzde nadir bulunan siyasetçilerden bir tanesiydi. Yıllar önce Mamak cezaevinde suçsuz yere 7,5 yıl yattı. Mamak cezaevinde yazmış olduğu ‘’Üşüyorum ‘’adlı şiirde yazdıklarını yıllar sonra yaşadı. Hepimiz şahidiz ki, İnançlıydı, mümindi, sözünün eriydi, hep ülkesi, milleti için yaşadı. Zor meşaggatli şartlar altında sen milletine karşı görevini ifa ettin. Bizlerde inanıyoruz ki, sebep ne olursa olsun ölümlü sonlu dünyada yaşıyoruz… Ölmemeye çare yoktur. Ve gün gelecek, vakit dolacak sonsuzluğa, Yaratanımıza bizlerde ulaşacağız… Benim çok sevdiğim, duygulanarak okuduğum, Muhsin Başkanı ve onun gibi yiğitleri hatırlatan ve hatırlatacak olan ‘’ BİR YİĞİT VARDI’’ adlı şiirle yazımı nihayetlerken, Kazada vefat eden, hakkın rahmetine kavuşan gönüldaşlara rahmet eder, yakınlarına ve Ülkücü camiaya sabırlar dilerim.
Bir yiğit vardı, Gömdüler şu karşı bayıra Arkadan kefenini gömleğini soydular Aman kalkar deyip üstüne taşlar koydular Bir yiğit vardı gömdüler şu karşı bayıra Yiğidim hele anlatıver olup biteni Sen dertli vatan dertli oturup ağlayalım Ağlayıp sinelerimizi dağlayalım Yiğidim hele anlatıver olup biteni Ses ver yiğidim ses ver yoksa beni duymuyormusun Asırlar varki hep hayalinle oynaşıyorum Kalkıp geleceğin ümidiyle yaşıyorum Ses ver yiğidim ses ver yoksa beni duymuyormusun Sırtımda ardan bir gömlek yılların vebali Ümitle ışıldayan gönlüm seni bekliyor Kah göklerde uçup kah yerlerde emekliyorum Sırtımda ardan bir gömlek yılların vebali Her tarafta harab eller baykuşlara bayram Köprüler yıkılmış ve yollar yolcusuz Gelip uğrayanı kalmamış çeşmeler susuz Her tarafta harab eller baykuşlara bayram İradelerde çatırtı ruhlarda müthiş şok Tarihi yağmaladı bir düzine talihsiz Değerler altüst oldu mukaddesat sahipsiz İradelerde çatırtı ruhlarda müthiş şok Tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril gel Beyaz atın üzerinde bir sabah erken Gözlerim kapalı ruhumda seni süzerken Tıpkı rüyalarda olduğu gibi diril gel…
Bilmem ki! ne dersiniz, ne yaparsınızgünlerdir sürüp giden ve gün geçtikce şiddet artıran, katliam yapan İsrail terörüne, İsrail katliamına...Kaç gündür televizyon ekranlarında seyredir dururuz Gazze ninmasum halkına, küçücük çocuklarına, kadınlarına yapılan katliamı, soykırımı seyrediyoruz televizyon ekranlarında elimizden bir şey gelmiyor gözlerimizden süzülen yaşlardan başka ve dilimizde İsrail’inyönetimine yaptığımız beddualarımızdan başka bir şeyler gelmiyor....
Hemen herkesin son günlerde İsrail de bu vahşeti yapanlara beddua ettiğini görüyorum...Dillerden eksik etmiyorlar, sesleniyolar RABLERİNE ;
‘’Ey Rabbim, kah har sıfatınla kahret bu vahşeti yapanları, ellerinde her neleri varsa, al onların ellerinden her şeylerini...
Ey Rabbim, Dünyanın gücü yetmez bu merhametsizlere, vicdansızlara, ne iyilikten anlarlar, ne güzellikten, ne de bir başka şeylerden...Bu millete anladığı dilden ancak sen anlatırsın...
Asırlar önce biz sahip çıkmıştık bunlara, kovulmuşlardı, mağdurlardı, kimsesizlerdi, biz insanlık adına kabul etmiştik başka ülkeden kovulan binlercesini...
Ey Rabbim, hiçbir ülke gerçek anlamda hiçbir şey yapmayacaktır.Rabbim ancak sen güç yetirirsin bu vicdansızlara, bu insafsızlara, bu merhametsizlere ancak sen güç yetirisin, senin her şeye gücün yeter...
Ey Rabbim senin için felaket vermek ne kadar kolay, yere yarıl dersin yer yarılıverir ve al üstünde yaşayan insanları içine dersin alıverir toprak içine...İşte o zaman ne paralarının, ne silahlarının, güçlü olmalarının , nede onları destekleyenlerin hiç bir önemi kalmayacak...
Sen kimsesizlerin kimsesizin Rabbim... Filistinliler sahipsiz, Gazeliler kimsesiz onlara sahip çık ne olur Rabbim...’’
Ülkemizde yaşayan bir çokinsanın Rabbine böyle yakardığını düşünüyorum....Halbuki bizler millet olarak bedduayı seven bir millet değiliz....Ancak televizyon ekranlarında yayınlananları gördükçe, bir milletin yok oluşuna şahit oldukça , soykırımın alası yapıldıkça, Dünya milletleri olarak hiçbir şey yapılamıyorsa‘’DURUN’’ denilemiyorsa elbette Rabbe seslenmekten başka çare yoktur demektir....
Halbuki... Yeni bir yılı , yeni umutlar, barışa, sevgiye, hoşgörüye yelken açan bir dünya özlemiyle dilek ve temennileriyle başlamıştık.Dünyanın en iyi savaş teknolojisini elinde bulunduran İsrail savaş uçaklarıyla, gazzeyi bombardımana başlamasıyla birlikte bu yılında kin nefret, garez, savaş, ölümgibi hal ve ahvallerle geçeceğini anlamış olduk...
İsrail bilmem ne zannediyor ki!...Bu yapılanlar yanlarına kar kalacak mıdır?.... Tek bir Arap ve hatta tek bir Müslüman kalana kadar bu savaş devam etmeyecek midir?
Sahi Orta doğuya barış gelir mi? Şu olanlardan sonra?...İsrail Yahudilerince kimisi anasını,babasını,kimisi karısını, kocasını, kimisini minicik kundaktaki yavrusu katledilmiş, tüm bu acılar nasıl unutulabilir, nasıl yok sayılabilir...İsrail ne bu dünyada, ne öbür dünyada rahat yüzü görmeyecektir.Yaptıklarının hesabını er geç Rabbe verecektir.
Zaten gazze İsrail’in esareti altındaydı, zaten gazze açık bir hapishaneden farksızdı.Ama yaşamlarının öyle yada böyle sürüp gidiyorlardı işte...Ve bir gece başlayan ağır bombardıman gazzenin cennet çocuklarının, gazzenin kadınlarınI yıllardır olduğu gibi yok ediyordu...
Ey gazze, seni düşündükçe yüreğim kor olup yanıyor, ey gazze seni andıkca damla, damla gözyaşlarım süzülüyor yanaklarımdan....Ve o kız çocuğunun haykırışı aklıma düşüyor, gözlerimin önüne geliyor, ‘’Her sabah evden çıkarken çocuklarını öpen babalar.. utanın!Utanın!”..
Utanıyorum Gazze nin masum günahsız bebeklerini , çocuklarının fotoğraflarının gördükçe, insanlığımızdan utanıyorum Ey Gazze...
Ey gazzenin cennet çocukları, ey gazze’nin cennet anneleri biliyoruz hepiniz şehitsiniz , hepiniz cennetliksiniz...
Filistinli şair, Mahmud Derviş dizelerinde sesleniyordu ;
Kaydet! Arabım./ Kartımın numarası elli bin/ Çocuklarımın sayısı sekiz/ dokuzuncusu yolda/ Yaz sonunda burada/ kızıyormusun?
Madem öyle kaydet arabım / Kaydet ilk sayfanın ta en başına/ Nefret etmem insanlardan / Hiç kimseye saldırmam/ ama aç kalınca/ Toprağımı gaspedeni çiğ, çiğ yerim/ Kolla kendini! Kork benim açlığımdan / kork benim öfkemden/ kolla kendini....
‘’ eldi artık çekip gitme zamanınız
Nerede isterseniz orada ölün ama ölmeyin aramızda,
El aman, vay aman Sürmeli gözün, nede yaman Sen nerden, çıktın geldin, Kömür karası gözün, Aman değmesin gözüme, Sevda soluyan sözün, Aman girmesin yüreğime Hüzün kokan yüzün, Aman bakmasın yüzüme...
Al gözünü, gözümden Al gönlünü, gönlümden Benim halim, zaten yaman Benim sevdam aman,aman Ben gönülden yaralıyam Kendi kendimi paralıyam Daha yenice çıkmışım Ka kara sevdalardan
El aman, vay aman, Sözlerin nede yaman Sözlerini çek sözümden Gözlerini gözümden, Ellerinide ellerimden...
Şiir, bir yürek kıpırtısı,bir yürek hoplaması,bir ruh heyacanı
Belki! bir göz yaşı,Gözyaşının kelimelere baş kaldırışı, isyan edişi...Şiir bir hüzün şarkısı, bir dertli nağme, ağlatıcı, sızlatıcı bir kelime dizimi...
>
counterZiyaretçi Defterini Oku