9/12/2007 - simurg anka kuşu

anka kuşu merakımız devam ediyor...
Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...
Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;
papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;
baykuş yıkıntılarını özlemiş,
balıkçıl kuşu bataklığını.
Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.
Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.
Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;
"SİMURG ANKA - Otuz Kuş" demekmiş.
Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş. Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.
Nedense bu hikayeyi okuduktan hemen sonra aklıma Nietzsche'nin aforizmalarından birkaçı geldi.
"Zayıflar bizi kendi gücümüzden utanmaya zorladıkları için kazandılar."
''Yükseldikçe uçma bilmeyenlere daha küçük görünmemiz kaçınılmazdır.''
Selam ve dua ile...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
:: Etiketler : anka kuşu
|
30/11/2007 - üstad cemil meriç den
ÜSTAD CEMİL MERİÇTEN..
"Yaşamak veya yaşamamak. Yıllardır bu iki zıt arzunun pençesindeyim. Hayat, acılarımın sisli camı arkasında kâh bir kâbusa, kâh bir heyulaya benziyor. Bazen komedilerin en adisi. Bazan trajedilerin en dayanılmazı. Ve içimdeki cehennemden habersiz bir dünya..
Kitaplardı benim oyuncağım. Onları elimden aldılar. Önce insanlar aldı, sonra kendileri kaçtılar benden. Ve kadınlar ki, ölüm kadar güzeldiler..
Duyguları kapıda bekletiyorum. İçerde yabancılar var. Kapıyı açtığım zaman, kimseyi bulamıyorum dışarda..
Yasamak bir fırtınaya kapılmak, yanmak, ağlamak yani sevilmek. Yaratmaksa mumyalaşmak, fırtınanın yani hayatın dışında kalmak yabancılaşmaktır
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
:: Etiketler : üstad c.meriçten
|
30/11/2007 - nedir anka kuşu
Nedir anka kuşu
kendimi külümden yarattım anne. Bir anka kuşu gibi.
nedir bu masallarda anlatılan anka kuşu hiç merak edenimiz varmı acaba...? ... Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...
Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.
Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.
Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.
Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp; papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);
Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış; baykuş yıkıntılarını özlemiş, balıkçıl kuşu bataklığını. Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış. Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış. Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;
"SİMURG ANKA - Otuz Kuş" demekmiş.
Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş. Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız. Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...ALINTI
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
:: Etiketler : nedir anka kuşu
|
15/11/2007 - kışa merhabe ederken
KIŞA MERHABA EDERKEN…
Kışa merhaba derken, hayatımın tüm noktalarını, bütün evrelerini, devrelerini tekrar gözden geçirilmeli, kendimi hesaba çekmeliyim ve hayatıma girenler, çıkanlar, ailevi ilişkiler, sıradan arkadaşlarla olan münasebetler, sıra üstü arkadaşlıklarla olan ilişkiler, iş ilişkileri hemen hepsini gözden geçirilmeli ve yaşamıma dair, yeni kararlar almalıyım, aldığım kararları mutlaka uymalıyım...
Evet sonbaharın, kışa merhaba ettiği bu günlerde, yazın, baharın yorgunluğundan kurtulmalıyım ve her şeye ruhumdan , duygularımdan, hislerimden, hal hareket ve davranışlarımdan, tavırlarımdan başlamalıyım, bir arınma , hesap verme sürecine girmeliyim …yeni baştan yeniden her şeye merhaba etmeliyim…
Kırılgan yüreğimi, heyecanlı konuşmalarımı, hal ve hareketlerimi kontrol etmeliyim….Ve artık olana, bitene üzülmemeliyim , güvenme zafiyetleri geçirmemeliyim ve kimselere kendimi anlatmamalıyım, iyiyim yada kötüyüm işte ben böyleyim demeliyim…kimilerince ne kadar da havalısın, birilerince de ne kadar da mütevazisin diye ardımdan konuşanlara karşı kendimi savunma durumuna geçmemeliyim….ben kendi kendimi sıfırlamalı, zaten insanlardan bir insan olan halimi ahvalimi daha da mütevazi bir hale büründürebilmeliyim…
Öyle kolay, kolay kimselere güvenmemeliyim....yanlış anlamalar meydana vermemeliyim…. Fincancı katırlarını ürkütmemeliyim…..Uzak durmalı artık bir çok şeyden, sevgiye dair , duygu ve düşünceye dair, hal ve ahvallerden…Kendime, ruhuma tanınan meşru özgürlüğümü vermeliyim artık....herkesi kendi konumunda, kendi durumunda kabullenmeli ve daha fazlasını, daha iyisini, daha mükemmelini istememeliyim....sevda,sevgi, şarkıları dinlememeli, sevda yüklü şiirler yazmamalı, bunlara dair duyguları ,düşünceleri, hisleri bir yerlere kilitlemeliyim...ve herkese bir yoluna bulsam da bir iyilik yapsam düşüncelerden kim bilir birçok zaman zarar görsem de devam etmeliyim inadına…. ötelerden beri benimle yaşayan, ideallerime, ülkülerime kendimi adamalı, her aldığım verdiğim nefesin onlarla alıp vermeliyim…
İş ve çalışma hayatında ve hatta şiir yazı hayatımda, duygu ,düşünce, his hayatımda başkalarını, başkalarının adına düşünmemeliyim, herkes kendi görevini ifa etmeli kendi üzerine düşen görevi yerine getirmeli…getirmiyor diye kendimi üzüntülere gark etmemeliyim….Elbette benimde üzerimde düşen bir durum varsa yardım duygusunu,düşüncesini o zaman harekete geçirmeli, imkanları aşmadan imkanlar ölçüsünde hareket etmeliyim...yani talep olmadan, kendime görev çıkarmamalıyım…talipli olmamalıyım yaşanan hayatın hiçbir sürecine…
Lakin her şeyin en iyisin yapmalıyım, evde en iyisini, işimde en iyisini yapmalı, en iyi kıyafetler giymeli, imkanlar ölçüsünde her şeyin en iyisini kendimden yakınlarımdan esirgememeliyim...
İçinde sevda, sevgi olan, olmayan güzel şiirler yazmalıyım...en güzel yazıları ben kaleme almalıyım… çok kitap okumalıyım eskilerde olduğu gibi...çok okumalıyım..şiirden ziyade yazıya dönmeliyim…
Belki de artık, herkese gülümseyerek konuşmamalıyım, herkese, her şeye evet dememeliyim….hayır diyebilmenin de yollarını aramalıyım…iyice tanımadan güvenmemeliyim hiç kimselere....
Bilmem ki! bakalım yapabilecekmiyim tüm bunları üzgün, yorgun, argın hüzünlü yüreğimle, başka alanlarda, başka mücadelelere yol alırken her şeyin hayırlısını RABBİM den dilemeliyim..Daha çok ibadetlerle meşgul olmalı, benim gibi dine çok yakın duruşu olan, ve hatta içinde olan, milli manevi değerlere her daim sahip çıkmış, dile getirmiş olan birisi olarak bu yoldaki yoluma yollar katmalıyım….her daim her platformda destek verdiklerimle beraber olmalıyım…Daha çok dua etmeliyim, ötelere hazırlığımı yapmalı kendime erzak edinmeliyim…
Hülasa, hayata dair tüm düşüncelerim, hal ve ahvallerim tekrar gözden geçirilmeye muhtaç..Muhtaç olan yerden başlamalı, önceliklerimi, sonralıklarımı belirlemeliyim.Belirlediklerimi mutlaka yapmalıyım…Ve hayatı mutlaka başladığım kulvarda, genişleterek devam etmeliyim…hayır,hasenat işlerinde yarışa devam etmeli, bir yandan kendimi, ilim adına, okuma adına, din adına geliştirmeli, kamil insan olabilme adına mücadeleme, mücadele katmalıyım….
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
:: Etiketler : HAYATA DAİR
|
5/11/2007 - TEKNOLOJİK MSN AŞKLARI ÜZERİNE..
TEKNOLOJİK MSN AŞKLARI ÜZERİNE..
Teknoloji tüm hızıyla hayatımızdaki yerini almaya devam ediyor.Son sistem televizyonlar, dvd ler, cdler internet , msn de haberleşme imkanları üstelik küçük bir kamarayla işini görüyor…Hasılı hayatın her alanında teknoloji kendini ciddi anlamda hissettiriyor.Küçücük çocukların dahi ellerinde kamera, fotoğraf makinesı, ses kaydı yapabilen cep telefonları mevcut..hatta cep telefonundan internete dahi bağlanabiliyorsunuz yada mailinize gelen e porstaları cep telefonundan alabiliyorusunuz..Belki de benim bilmediğim daha nice teknolojik imkanlar vardırd a haberim yoktur..
Aslına bakarsanız teknolojinin çeşitlerini anlatacak değilim.Zaten konumuz teknoliji değil, ama teknolijinin getirdiği belkide en büyük yenilik internet…evet konumuz internette yaşanan hayal kırıklıkları , internette birbirini görmeden , tutulan aşık olan bir insanın duygularını anlatmak istedim…ha bu arada anlatacağım internet aşk masalının bu satırın yazarıyla hiçbir alakası yoktur;
Kimi zaman yerel ve görsel basınımıza yansıyan, internette MSN dediğimiz yazılı ve görüntülü bu alemde öylesine yoğun aşklar, hayal kırıklıkları yaşanmaktadır ki tam anlamıyla dünya aleme ibretlik..İşte geçen günlerde bir öğretmen emeklisi, çocuklarını okutmuş büyütmüş ve evlendirmiş..yani anlayacağınız babalık görevini tam anlamıyla yapmıştı ve artık belkide hac yolu gözüküyordu ki…tamda karşısına internet denen bir alem çıktı ve MSN de bir güzelle tanıştı, vuruldu kaldı öylece…Belki günlerce aylarca msn de konuştular, birbirlerinin sadece gençlik yıllarında çekilmiş fotoğraflarını gördüler ve gün geldi birbirisine öyle bağlandılar ki kırk yıllık eşini kimselere haber vermeden bırakıp gitti yeni aşkıyla yaşamaya başladı.
Ve işte bakın bir başka örnek;
Anadolu illerinin birinde Üniversitede Rektör yardımcılığı yapan bir Profesör de internette msn de fotoğrafına bakarak çok güzel bir kızla tanışır.İşte günlerce konuşulur , yazılır maziden bahsedilir..mutsuzluktan ,geçimsizlikten bahsedilir…ve müteakiben cep telefonuyla konuşmalar devam eder ki ..bir bakmışım bizim koca profesör alt üst olmuştur o da bilmediği, tanımadığı ve hatta canlı olarak görmediği birine aşık olmuştur.evet efendim gel de ayıkla pirincin taşını..konuştuğu bayan ameliyat olması gerektiğini yüz milyar civarında bir paraya ihtiyaç duyulduğunu anlatır.,hesap numaraları verilir, teşekkürler, saygı,sevgi ifadeleri birbirini kovalar ve nihayetinde bizim Rektör yardımcısı da dolandırılmıştır ve dolandırıldığını çok geç anlamıştır..
Sevgili okuyucularım bu anlattığım iki misal basınımıza yansıyan iki bilinen vakıa..ya basınımıza yansımayan hayaller ,sevdalar, aşklar, şiirler, kırıklıklar, umutlar, umutsuzluklar ne olacak hadi size bir tanede kimselerin bilmediği ama benim bildiğim msn de bir sevda masalı anlatayım;
Geçen yıllarda internetle tanışan arkadaşıma msn den mail numarası almak da bana düşmüştü..arkadaşım gerçekten çok düzgün biriydi, mail numarasını alırken aman tanımadığın kimselerle özellikle de bayanlarla fazla samimi olma , konuşma diye uyarıda bulunan yine bendim…
Ama doğrusu birazda her ne yaparsa yapsın nasıl olsa bekar adam diye de aklımdan geçirmiyor değildi .Ancak onun üzülmesi beni de üzerdi.Neyse efendim bizim oğlan sitelerde boş zamanlarında, geceler boyu internete takılıp, kendi sitesini düzenlerken tabii ki bir çok kimseyle tanışmıştı, konuşmuştu ama işin doğrusu ona ilgi duyanlar olsa da o kimseye ilgi duymuyordu.Ama günün birinde e –posta sında bir resim ve not gelmişti..gelen güzel bir kızın resmiydi ondan site yapımında yardım istiyor ve hotmailini kaydetmesini talep ediyordu.Bizim oğlan yardımsever ya hemen msn sini ekledi ve daha önce şiir sitelerinden tanıştığı kızla konuşmaya , arkadaş olmaya başladılar.Kıza da site yapımında yardımcı oldu.artık kızında kendine ait özel bir sitesi vardı.Öyle ya internet aleminde özel sitesinin olması bir çok şey ifade ederdi.Bir yerin mekanın sanalda olsa sahibiydi. Kızla konuşmalar geceli ,gündüzlü devam etti..
Bir gün söyledim kendisine aman oğlum tanımadığın, bilmediğin ve hatta yüzünü dahi görmediğin birine fazlasıyla değer veriyorsun dediğimde, bana bunu da nerden çıkarıyorsun işte öylesine, sırada bir arkadaşlık demişti.Bende ona saatlerce birisiyle konuşmak, geceni gündüzüne katmak bir değerin ifadesidir demiştim.
Günler ayları kovaladı ve bizimkiler birbirine tamamen tutulur gibi oldular.Öyle olsalar da ben onların birbirini gördüğünde büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaklarını düşünüyor ve arkadaşıma bu düşüncemi ifade ediyordum.Çünkü her ikisi de en yakışıklı en güzel, üzerinde oynanmış, makyajlanmış fotoğraflarıyla birbirini tanıyorlardı.
Ve yazı yazarken düşünülerek yazıldığı için en güzel şeyler , en güzel sözler yazılıyordu.Yüz yüze söylenemeyecek bir çok söz yazılı olarak rahatca söylenebiliyordu.Ama yüz yüze gelindiğinde her şey farklılaşıyordu.Davranışlar, mimikler, oturmalar ,kalkmalar ve ses tonları dahi çok önemli hale geliyordu.
Nihayetinde Ankara’nın Kızılay’ın göbeğindeki parkta buluşulmaya karar verildi.O gün beraber gittik ben geride kaldım onları takip edecektim.Birbirlerini elbise, gözlük tarifine göre tanıdılar.(bana çok komik geliyor gülüyordum geriden) kız valla güzel değildi üstelik yaşlıydı…ses tonu erkeksi idi, dediklerim bir, bir çıkıyordu hatta kızın saçları bile dökülüyordu…Allah’ım bir de sakın ola evlenmiş boşanmış olmasın dediğimde kız dul olduğunu arkadaşımıza ifade ediyordu.Arkadaşımda homurdanmalar daha ilk görüşmede başlanmıştı.Ama fotoğrafın böyle değildi? Ama saçların hani beline geliyordu?Kızda onda sanki aradığını bulamamışcasına bahaneler uydurmaya başlıyordu.Ama her ikisi de kültürlü okumuş, yazmış insanlardı.Medenice ayrılmasını bilmeliydiler.
Cep telefonunda arayarak bir kafede kahve ısmarlamasını söyledim.Gima’ nın üstünde onlar kahvelerini yudumlarken çok bir şey konuşmadılar .Kız parliment sigarası ikram etti.Haffifce birbirine gülümsediler ve sonunda kahkayı patlattılar….her ikisi de bu işin yanlış olduğunu ama dost arkadaş olarak kalabileceklerine karar verdiler ve ayrıldılar…
Sevgili okuyucular size üç tane internette msn üzerinden yaşanan aşklardan bahsettim..Yazı uzadığı için yaşanan hayal kırıklıklarından, üzüntülerden, sevinçlerden, heyacanlardan bahsetmek istemedim.Umarım herkesin kendince yazıdan çıkaracağı dersler vardır.
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
:: Etiketler : TEKNOLOJİK MSN AŞKLARI ÜZERİNE..
|
|
Hakkımda
Şiir, bir yürek kıpırtısı,bir yürek hoplaması,bir ruh heyacanı
Belki! bir göz yaşı,Gözyaşının kelimelere baş kaldırışı, isyan edişi...Şiir bir hüzün şarkısı, bir dertli nağme, ağlatıcı, sızlatıcı bir kelime dizimi...
Kategoriler
Etiket Bulutu
El aman vay aman İlkbaharın alaca karanlığında anlıyorum BAYRAM SABAHI a.c.z. yargı anka kuşu üstad c.meriçten nedir anka kuşu Bir sevda vardı...
Arkadaşlarım
• geceperisi • yunusum • zero1 • mvkelebek • safi • sabahyildizi • meyraca • hazanmevsimi • nstar • hurricanee • nane • dilayli • ustad • kardelenn • melankolikkiz • sevdasiirleri • benar • benpacella • gercekyasamdan • papatyadiyarihikaye • monali • dilefkar • gullervehayat • gulnarecan • dilsizmutercim • immortalcadisi
|